17 Ekim 2009 Cumartesi

Alo Simit

Sevgili Tuğçe'nin Simit yazısından sonra aklıma uzunca bir süredir yazmak için ertelediğim ilginç ve bir o kadar da güzel bir olay geldi.

Arkadaşım Pelin, artık Pazar sabahları kahvaltıda canı simit istediğinde yedi kat inip simit fırınına gitmiyor ya da evde pür dikkat benim gibi simitçinin geçmesini beklemiyor. Napıyor, adresini (hatta onu bile yazmıyormuş artık) ve kaç simit istediğini yazıp simitçisine yolluyor ve simit beş dakikada kapısına geliyor.

Nasıl yani?' dedim ilk dinlediğimde. Simitçin SMS ile mi çalışıyor?, vay be :)

Biz geri kalmışız desene...

Hiç yorum yok: