Hep beklediğimi yaptım, işte oldu. Yeni müzik blogum, Akustik Versiyon ilginç (ve komik) doğum süreciyle artık hayatta. Müziği çok seven biri olarak, zevkle paylaşımlarda bulunacağım ama önce kendimi doyurmak adına, sakın gücenmeyin :) Aldığım tepkilere gelince, hepsi harika! Çok teşekkür ederim.
Misafirsever bir bloguz, her zaman bekleriz.. "http://akustikversiyon.blogspot.com/"
Not: Sevgili Şahikacığıma görsel için ayrıca teşekkür ederim ;)
Sonunda biricik yeğenim Alphan 6 yaşına girdi. "Zaman ne kadar da çabuk geçiyor" dedim kendime tüm gece boyunca. Daha dün gibi, altını değiştirmeyi öğrenip, mama yedirmek için kaşığı ağzına sokma çabalarım. Neyse duygusallığa bir süre ara verip parti heyecanını paylaşayım.
Cumartesi sabahı acayip Yüksek Hızlı Trene ilk kez binerek Ankara'ya yaklaşık 1 saat 47dk. da gidebildim (Hızlısını anladım da Yüksek Hızlı..daki Yüksek'i anlayamadım bu arada). Ankara garını farklı seviyorum nedense, her inişimde en az beş dakika garı izliyorum, değişik hisler uyandırıyor bende ki bunu daha sonra anlatmalıyım. Haydarpaşa kapısından çıkıp koca İstanbul'la ilk defa karşılaşanların tvdeki sahnesi geldi aklıma gardan çıkarken. Dışarıda taksi sırası denen bir şey vardı benim pek alışık olmadığım. Neyse ki anlamsız kalabalığı yararak bir taksiye atladım hemen ve 10 dk'da evdeydim. Eskişehir'deki evimden çıkıp Ankara'dakine gelmem toplam 2 saat sürdü yani, ne hoş :).
Kapıyı açıp beni gördüklerinde ev halkı pek bir sevinmişti, çalışmak için biri daha geldi çünkü :) Yapılacak onca iş var hadi hadi hadi..Tabi önce Alpi ile 15 dklık hasret giderme seansı. Hopladık zıpladık sarıldık dağıttık sonra dağıttıklarımızı topladık. Parti balonlarını şişirdik. Süsleri yerleştirdik. Evden sonra kendimizi süsledik ki misafirler gelmeye başladı. Sırayla hepsini karşıladık bu sırada Alpi merakla hediye sepetinin çevresinde dolanarak kedi-ciğer durumunu hatırlatmaktaydı bana :) Uzun süren yemek yeme faslı sonrasında Alpi harika süpriz pastasına kavuştu. Ninja kaplumbağa'lardan hangisi oluyor hatırlayamasam da pek lezzetliydi kendisi. Bunda içinde bolca ve bütün bütün bulunan antep fıstıklarının da payı büyük tabi :). Gece 4 küçük yumurcak ve hiç susmayan çığlıkları ile geçti diyebilirim. Nasıl bir enerjiye sahiplerse kıskanmamak ve dehşete kapılmamak mümkün değil.
Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere Alpi pek bir mutluydu, pastasını kestikten sonra günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yaparken de çok heyecanlıydı :). Hediyelerini açarkenki mutluluk anı da fotoğraflarla tarafımdan kanıtlandı.
Kendimi yorgunluktan yatağa nasıl attığımı hatırlamasam da küçük kuzuyu bir yaş daha büyütmek, büyüdüğünü görmek bütün yorgunluğa değdi. Umarım en kötü günü böyle olur.
Hep birlikte sağlıkla mutlu ve huzurlu bir hayata küçük kuzucuk.
11 Haziran ailedeki herkesin yaşamını değiştiren bir tarih bizim için. Ailedeki en çok sevilen küçük olma özelliğini bunca yıl kimseye kaptırmayan ben, kuzuma ellerimle teslim ettim bu ünvanı 5 yıl önce :)
O da teyzesine çekmiş olacak ki özel günlere çok önem veriyor. Öyle ki doğum gününden bir ay önce telefonda bana hediye siparişi verebiliyor :) Aylar önce çok istediği hediyeyi aldım, şimdi de vermek için sabırsızlanıyorum. Telefondaki "Nursel, seni çok özledim. Nerelerdesin sen, gel çabuk!" demesinin de bence hediyesiyle bir alakası yok, olmamalı. Yok yok eminim :)
Doğum günü ile ilgili yazısı ve kendi düşünceleri için biraz beklemeniz gerek zira doğum günü kutlama gecesinde kendisi ile özel bir röportaj planlıyorum, bakalım yeni yaşından neler bekliyormuş :) hadi bakalım..
Ahmet Şerif İzgören, okumaktan fazlaca keyif aldığım, yeni kitabının çıkmasını heyecanla beklediğim yazarlardan... Klasik kişisel gelişim kitabı yazarlarından çok farklı onun tarzı. Okurken emirler vermez, maddeler yağdırmaz size; alıntıları siz yaparsınız kitabın içinden ve okumaya başladıktan sonra da bir bakmışsınız kitap bitivermiş ve tadı damağınızda kalmış...
Avucunuzdaki Kelebek onunla tanıştığım ilk kitabı ve bir özelliği var ki Türkiye'de ilk kez bir kitabın beğenilmediği takdirde iade garantisi var, bu kadar da kendinden emin ya da içten nasıl takdir ederseniz..
Birkaç gün önce, kütüphanemden alıp yeniden okudum ve yine yine çok etkilendim. Tüm kitaplarını şiddetle tavsiye ediyorum, okumayan kalmasın!!
Kitaptan bir hikaye:
"Genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor. İki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama, 'avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölümü?' diye soracak. Ölü derse kelebeği salıverecek, canlı derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek, bilge adam her ne derse tersini ispat etmiş olacak. Kız, kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor:
“Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölümü?” Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor: “Canlı da olması, ölü de olması senin ellerinde kızım, senin ellerinde"
ve İzgören ekliyor;
"Hayatımız ve mutluluğumuz da bizim ellerimizde; tam avucumuzun içindedir."
Harikalar Diyarı Barcelona'da ünlü La Rambla'da yürüyoruz. İki adımda bir yetenekleri ile büyüleyen, La Rambla'nın ünlü sokak sanatçılarının gösterilerine hayran kalıyoruz. Birden birkaç metre ötede çalan müzik bedenimize hakim olmamızı engelliyor, deli gibi bir dans isteği ve merakla kalabalığı yararak meraklı bakışlara bir çift daha ekliyoruz veee ne görelim, küçük iskelet Elvis olmuş hayranlarına Blue Suede Shoes söylüyor :) Biz gözlerimizi bu sevimli şeyden alamazken kameram da bu eğlenceli ve bir o kadar da keyifli anı kaydediyor. Bu arada tek elle yaptırılan figürlere de hayran kalmamak elde değil. Bu keyfi paylaşmak en güzeli :)
Barcelona ile ilgili yazılar bununla da kalmaz!!
*Çekimi gece yaptığım için görüntü karanlıktı, ama ben biraz üzerinde oynadım. Sevimli iskeleti görmek bu video için yeterli ;)
Yay! Hareketi, adı üstünde, yaymaktan geliyor. Sanal ortamda, gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor. Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var. 11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.
Öte yandan, videolar ve banner’lar sanalda yayılırken, gerçek hayatta da boş durmuyoruz tabii ki. Tepkimizi internetten çıkarıp, dışarıda da göstermek için poster ve sticker gibi malzemelerimizden faydalanacağız. Amaç belli: Sansür, her yerde karşınıza çıkabilir. Malzemeler de bu doğrultuda hazırlandı, boşlukları malzemeyi kullandığınız yere göre yazabilirsiniz.
Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz.Bu fikirden hareketle aklınıza yeni bir malzeme fikri gelirse, atış serbest. Neler mi olabilir? Tribünlerde “bu tribüne erişim engellenmiştir” pankartı açmak olabilir, yine mecrasına uygun mesajlarla amerikan servis, tişört, bardak altlığı, föy, stensil gibi daha pek çok şey olabilir, bundan sonrası hepimizin hayal gücüne kalıyor aslında. Sizden tek isteğimiz, bu malzemeleri kullandığınızda ya da gerçek hayatta karşınıza çıktığında, hemen bir fotoğrafını çekip, nerede olduğu bilgisiyle birlikte bize göndermeniz. Hareketin ne kadar yayıldığını görmek ve fotoğraflarla sitemizde sergilemek istiyoruz. Kısıtlı sayıda malzeme elimizden bulunuyor. Bir süre için bize yazarak malzeme temin edebilirsiniz ya da doğrudan bu sayfadan indirip, kendiniz basabilirsiniz.