1 Nisan 2009 Çarşamba

Hak Edilmeyen Değer

"İnsanlara hak ettiklerinden fazla değer vermekten vazgeç artık!" dedi üzüldüğümü gören arkadaşım arkamdan, döndüm "ama ben hak ettiğini düşündüğüm için O'nu sevdim, arkadaş gibi bildim, değer verdim, sohbetler ettim, derdimi paylaştım, güvendim" dedim ve devam ettim "yanılmışım!". Cevap verdi "insanlara hakettiklerinden fazla değer verirsen ya onları kaybedersin ya da kendini mahvedersin!". "Galiba haklısın" Dedim, "ben hem onu kaybettim hem kendimi mahvettim!"

28 Mart 2009 Cumartesi

Çorba ve Kol Kası

Çorba, hayatımda vazgeçemediğim önemli yemek çeşitlerinden biri. Genellikle ana yemek öncesi iştah kapatır diye tercih edilmez, ben ise sıcacık çorbamın keyfini çıkarırım o vakit. En sevdiğim ise mercimek, yoksa ezogelin, yoksa domates! Çorba siparişi ise ayrı bir olay benim için. Genelde garsonun sabırlısı makbuldür ki benim tek bir çorba siparişini dakikalar içinde 100 soruluk bir bilgi yarışmasına dönüştürmemi kaldırabilsin :P Mercimek yeşil mi, ev mercimeği gibi mi, baharatlı mı, içinde kimyon var mı, varsa ne kadar var, yağ var mı içinde, yoksa sonradan mı koyuyorsunuz?, ezogelin acaba nasıl, yalancı mercimek çorbası olmasın, tel şehriye var mı içinde, domates çorbası salça mı domates mi, bakın salça ise anlarım hemen söyleyeyim...gibi :). Tamam biraz hastalıklı ve anormal bir durum gibi görünse de çorba önemli bir yemektir ve özenle seçilip, sıcacık, dumanı üstünde, üfleye üfleye içilmesi gerekir, lütfen kayıtlara geçsin.

Asıl konu ise gecen gün içmek zorunda kaldığım domates çorbası. Tamam biliyorum domates mevsimi olmadığı için domates çorbası içmek pek de mantıklı değil. Mecburiyet anlarında hünerli bir elden salçalı veya konserve kullanılmış olanlarından içebilirim. İçme girişiminde de bulundum. Genelde üstüne rende kaşarla servis edilen domates çorbası, önüme domatesli kaşar çorbası olarak geldi ve ben o anda en önemli durumu garsona belirtmeyi unuttuğumu fark ettmiştim: "KAŞARı az olsun lütfeeeen!!". Ama artık çok geçti. Kaşığımı derinlere her daldırışımda çorba ile birlikte sünerek ilerleyen erimiş kaşar, bana çorbayı bir türlü içirmediği gibi, örümcek ağının nasıl yapıldığını da öğretti. Kaşardan kurtulmak için kaşığımı kasenin kenarına her silişimde tabağın kenarındaki kullanılmamış alanları kullandığım için çorba kasesinin üstü sünen kaşar ağıyla örülmüştü ve yarısına daha gelmeden PES dedim, çorba mı içtim, kol kası mı çalıştım belli değildi :).

Siz siz olun asla bir çorbayı hafife almayın ve garsonunuza danışın ;)

Dip not: <şu durumda bile sağlık kaynağıdır, sağlaması kol kası ;)>

7 Mart 2009 Cumartesi

Müzik Keyfi

Josh Groban'ı Troy filminin sonunda çalan "Remember Me" adlı şarkıyı söylediğini öğrendiğimde keşfetmiştim. O günden beri en yoğun ve yorgun günlerimin tercihidir müziği..Piyano ağırlıklı çalışması da benim için ayrı bir keyif! Listemin içine bir tane JJ Johanson kaçıvermiş, "Alone Again" çok sevdiğim bir parça olduğu için çıkaramadım o da bonus olsun ;) Benim favorim "when you say you love me", bakalım siz hangi parçayı defalarca dinlemek isteyeceksiniz?

Yağmurlu bir güne adanan şarkılar, keyif sizin..

4 Mart 2009 Çarşamba

Anadolu Üniversitesi Caz Kulübü 11-14 Mart'ta 7. Amatör Caz Müzisyenleri Festivali'ni yine yeniden hazırladı ve biz de cazz severler olarak pek bir sevindik :) Festival programı bu sene de keyif verici duruyor, gidip göreceğiz. Özellikle Los Amigos'daki partiyi merakla bekliyoruz :) Festival Programı için şuraya, izlemek için Eskişehir'e buyrun ;)




7. Amatör Caz Müzisyenleri Festivali Başlıyor from Genc Cazcilar on Vimeo.

12 Şubat 2009 Perşembe

"Pick Me!"ciklerden yeni haber vaaar...


"Pick Me!"cikler artık Santralİstanbul içindeki Santral Dükkan'da da satışa sunulmuş.. ;)

Yetmedi mi, güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere
göre :) daha da birçok yeri basıp etkisi altına alacakmış, duyurulur..

Pick Me!ciklerin Facebook grubu ve Blogu için de burdan buyrun..!

3 Şubat 2009 Salı

Ne kadar da aptalım...

Güzel bir akşam sonrası çok keyifliyim, saat de epey olmuş.. Evime geldim, hemen bilgisayarımı açtım. Tüm gün görüşememenin heyecanı ve bir an gelen dertleşme isteği ile yanıma gelen annem gününü anlatmaya başladı. Konuşurken yani o konuşup ben dinliyormuş gibi yaparken bir ara başımı bilgisayar ekranından kaldırabilip(!) söylediği bir şeye gülümsedim , göz göze geldik ve dikkatlice ona baktım. O anda farkettim yüzündeki daha da belirginleşen hayat çizgilerini. Bir an öyle belirgin gözüktüler ki gözüme, sanki bir günde ortaya çıkıvermişlerdi ya da daha da kötüsü ben annemin yüzüne uzunca bir süredir ilk kez bu kadar dikkatli bakmıştım. Hayat yoğun, iş, güç, sanal dünya, arkadaşlar, eş, dost, projeler derken meğer ben en değerli varlığımın yüzüne her gün yanıbaşımda olmasına rağmen kafamı kahrolası bilgisayar ekranından kaldırıp uzun uzun hiç bakmamışım.

O an anladım. Ne kadar da aptalım..