15 Ocak 2009 Perşembe

Spoiler vermeyin bana kardeşim istemiyorum!!!

Nedir benim bu bilinçsizce ve bana inat verilen spoiler'lardan çektiğim.. Spoiler değil aslında kızdığım, onu uyarısız veren, vermesiyle de gurur duyan uyuz insanlar!! Kaç film izleme girişimim bu saçma sapan tipler yüzünden heba oldu ve daha kaçı olacak acaba?? Artık film yorumlarını okumaktan korkuyorum öyle ki sinemalar.com da filmin afiş ve bilgilerine bakıp hemen sayfayı kapatıyorum korkudan gözüm kayar da bişey okurum diye. Daha bir ay önce filmin yorumlarına gözatmak isterken, dehşet sonu ile bilinen filmin sonunu kalkıp şaaaaaak diye "katil de uşakmış be" tadında bir yorumla beyan eden arkadaşı hala sevgi dolu sözlerle anmaktayım. Keyif mi alıyorsunuz izlediğiniz film hakkında insanları böyle şoka sokmaktan?? Başka işiniz yok mu sizin kuzum, güzel yorumlar ve tepkiler ile insanları film hakkında etkilemek yetmiyor mu size de hangi duygu yoksunluğunuzu gidermek üzere böyle gariplikler yapıyorsunuz?
Spoiler vermeyin bana kardeşim istemiyorum ayrıca da kınıyorum ve kırmızıyla yazıyorum...!!!!!!!!!!

14 Ocak 2009 Çarşamba

Diplomatım, Diplomatsın, Diplomat..kim olur ki?

E-postama düşenlerden...
Adamın biri Afrika'da safariye çıkarken yanina minik köpeğini de almıs. Minik köpek bir gün ormanda dolasıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kayboldugunu fark etmis. Ne yapacagını düsünürken bir de bakmış ki karsıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyecegini arıyor. "Simdi basim dertte" diye düsünmüs minik köpek. Etrafina bakmis yerde kemik parçalarini görmüs. Hemen arkasını leoparın geldigi yere dönerek kemikleri kemirmeye baslamıs, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çaışıyormus. Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konusmus; ''Ne kadar lezzetli bir leoparmis. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mi?" Bunu duyan leopar bir anda donmus kalmis ve en yakındaki agaca tirmanarak dallarin arasina saklanmis. "Tam zamaninda kurtardim yoksa bu köpege yem olacaktim" diye düsünmüs leopar. Bütün bunlar olup biterken bir baska agacın üstündeki bir maymun olanlari izliyormus. Bildiklerini kullanarak bundan sonra leopardan kurtulabilecegini düsünmüs. Leoparin yanina giderek neler oldugunu anlatmis. Leopar kopegin yaptiklarina çok sinirlenmis ve maymuna "Atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım" demis. Ancak minik köpek neler oldugunu ve leoparın sırtında maymunla birlikte süratle kendisine yaklastığını fark etmis. "Simdi ne yapacagım" diye düsünürken kaçmaya tesebbüs etmemis. Bunun yerine arkasını leoparın geldigi yöne dönerek, kemikleri kemirmeye devam etmis. Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine konusmus; "Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim hala haber yok!"
Diplomasi böyle birsey işte..Yapabiliyorsan; hızlı düşün, sakin ol, güçlü görün, düşmanını kendi silahı ile yen!!
Ah bir de becerebilen olsa...

10 Ocak 2009 Cumartesi

Virgül önemli diyorum sana işte...

Virgüllü ve devrik cümleleri seviyorum tamam mı hatta bayılıyorum. Uzun ve hevesli bir şekilde yazıyorsam da kesinlikle devrik cümleleri usturuplu, virgülleri de abartmadan kullanıyorum. Virgül önemli diyorum sana işte. Ne demek nesi önemli? O bir kere farklı diğerlerinden. Anlatılmak istenenin peşinde değil, onun önündedir hep. O olmadan ne anlatmak istediğin anlaşılır ne de anlatmak istemediğin...Kullanmasını da bileceksin elbet. Bıçak gibi tehlikeli olabilir uygunsuz kullanımlarda. Söylediğin sözleri ileride aleyhine delil olarak kullandırabilir mesela. Agresif bir yanı da yok değil hani; sevgiliden bir tokat, arkadaştan da bir yumruk yedirebilir yanlış yere koyulduğunda. Oku baban gibi (virgül) eşek olma demediler mi sana hiç? Kaldır virgülü, okut babana bak neler oluyor gör sonra. Virgül önemli diyorum sana işte.

Biraz düşün gel, sonra konuşalım ve bence de o rus (virgül) bu çocuğu sever aman dikkat!!

4 Ocak 2009 Pazar

Ne Yaptığınızın Farkında Mısınız?

Aşağıdaki yazı, Ankara'da doğalgaz sızıntısı sonucu yaşamını yitiren yedi genç için yapılan habere olan ortak bir tepkidir. Katılıyorsanız yazıyı kopyalayıp blogunuzda yayınlayabilirsiniz.


Vakit Gazetesi'ne...

Haberciliğin Yansızlık, Duyarlılık ve Etiklik ilkelerini, her şeye rağmen gazeteci kimliğiniz olduğunu düşünerek size öğretmek niyetinde ve zahmetinde değildik fakat gazetenizde yapılan haberler ve habere dayalı akla, mantığa ve vicdana sığmayan yorumlara gazeteci olamasak bile başta “İnsan” oluşumuzdan kaynaklı bir içgüdüyle tepkisiz kalamadık ve bu ilkeleri size büyük bir şiddetle hatırlatmaya karar verdik.

Ankara’da doğalgaz yüzünden ölen yedi genç ile ilgili “İsrail'in Gazze’ye yönelik katliamına rağmen yılbaşını kutlayan duyarsız çevreler, çeşitli rezaletlerin yanı sıra facialara da sebep oldu” ile başlayıp devam eden haber metninizin hangi habercilik anlayışı, ilkesi ve duyarlılığı ile yazıldığını merak ediyoruz. Yaşları 19 ile 23 arasında değişen, hayatlarının baharında yedi gencin doğalgazdan zehirlenerek ölmelerini, alkole, uyuşturucuya, ahlaksızlığa, Filistin’e bağlamanız akıl alır bir şey değil ve hiçbir şekilde dine ya da insanlığa sığmıyor.

Kimse Filistin’de çocuklar ölüyor diye sevinmiyor. Hiç kimse Kuran kursu yıkılıp da altında can veren çocuklara sevinmiyor. Kimse depremde ölen binlerce cana sevinmiyor. Yılbaşı kutlaması ya da değil, alkollü ya da değil, hatta inançsız ya da değil, hiç kimse böyle bir ölümü hak etmez. Dindar geçinen bir gazetenin, inandığı din uğruna bunu söyleyebilmesini beklerdik. Ama siz yaptığınız haber ve yorumlarla, resmen "ölümü hak ettiler, kendi suçları" demeye getiriyorsunuz ve işin esas sorumlularının aranmasına engel oluyor, olaydaki ihmalin göz ardı edilmesine sebep oluyorsunuz.

Ne yaptığınızın farkında mısınız?

O çocukların kim olduğu ve ne yaptığı bilinmez. Önemli de değil, ölüm sebepleri bunlara bağlı değil çünkü. Doğalgaz sızıntısı sizi de uykunuzda yakalayabilir. Ne olursa olsun, ölüm “yaşasın, hak ettiler” denecek bir şey değildir. Bunu demek katillere icazet vermektir. Size göre alkol alan birinin, açık giyinen birinin, kızlı erkekli aynı evde bulunan birinin, bir katilden, bir tecavüzcüden daha ahlaksız olması ne kadar acı.

Sizi, acı bir olay sonucu vefat etmiş yedi genç arkasından geride kalan yakınlarını ve ailelerinin neler hissedebileceğini de düşünemeyerek her türlü akla, mantığa ve vicdana sığmayan yorum içerikli bu haber yüzünden ne çeşit tepkiler alabileceğiniz konusunda bir örnekle defalarca düşünmeye davet ediyor, yedi genç ve aileleri gıyabında şiddetle kınıyor ve bir an önce bir özür metni yayınlamanızı bekliyoruz. Özür dileyeceğinizi umuyoruz çünkü o ailelere bir özür borçlusunuz, bu ülkeye bir özür borçlusunuz.

Ölenlerin her ne olursa olsun, insan olduğunu hatırlamanız ve bu tip bir acıyı bir gün sizlerin de yaşamamanız dileğiyle... Dikkat edin, "yaşamamanız" diyoruz çünkü biz iyiyiz, biz insanız, biz kimse ölsün, evlat acısı yaşasın istemiyoruz!!!

Bir grup iyi “İNSAN”

3 Ocak 2009 Cumartesi