22 Nisan 2008 Salı

Adam Fawer'dan yeni kitap gelmiş haberim yok...



Yaşamınızın kontrolü sizde değil!
Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz.
Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.
Bu kitabı kapatabilirsiniz.
O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.
Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz.
Ne isterseniz yapabilirsiniz.
Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun okadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz.
Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın.
Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.



Kitabın adı EMPATİ, A.P.R.I.L yayınevinden çıkmışş taaa ne zaman önce... kapağı da en az Olasılıksız ınki kadar hoş ve ilgi çekici!! Üstteki yazı ise kitabın içerik tanıtımında yer alan yani kitabı pazarlayan cümleler ...bunlar bile kitabı okumam konusunda şiddetli ve yoğun bir his ve istek uyandırmakta bende!! Olasılıksız 'ı elinden düşürememiş ve her sayfasını keyif ve merakla çabucak bitirmiş ve bittiğinde çok üzülmüş bir kitap okuru olarak, bu kitabında en az onun kadar keyifli olmasını umuyorum. Aslında ummuyorum eminim. . .Empati süper okumak için sabırsızlanıyorumm =)




23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI...

Bayrama dair bir Yılmaz ÖZDİL yazısı... (Hürriyet 22 Nisan 2008 Salı)

Çocuk Mustafa



Bilgisayarı olmadı.

Mustafa Kemal’in...


İnternete giremedi.

iPod’u olmadı.

Televizyon görmedi.

Çizgi film seyredemedi hiç.

Spider Man’i tanımadı mesela.

Legosu olmadı.

Futbol topu olmadı.

Basketbol oynayamadı.

Spor ayakkabı bile giyemedi.

Cep telefonu yoktu.

Kısa mesaj atamadı.

Hesap makinesi kullanamadı.

Anaokuluna gidemedi.

Okul servisine binemedi.

Atlıkarıncaya da...

Tommiks okuyamadı.

Kokulu silgisi yoktu.

Halbuki o da çocuktu...

Cola tadamadı.

Cips yiyemedi.

Beslenme çantası olmadı.
*
Çocukluk fotoğrafı yok.

İçime hicrandır...

Yaş günü bile yok.

Bilmiyoruz ne gün doğduğunu.
*
Bugün çocuklarımızın sahip olduğu hiçbir şeye sahip değildi, çocuk Mustafa Kemal...

Ama, hayalleri vardı.

Dünyada başka hiçbir milletin çocuklarında olmayan bir hediyeyi verdi, bizim çocuklarımıza...

Yarın, 23 Nisan.
*
Boşverin, basmakalıp törenleri, bayat mesajları, ruhsuz konuşmaları, boşverin...

Hayalleri var mı çocuklarımızın?

18 Nisan 2008 Cuma

üstün yetenek laylirii laylirii layliriiii alphan =)

video

canım askım bebeğim bitanecik teyzoşunun biriciki yeğenim alpiiiii maaşallahhh maşallaaaaah kuzu bu kuzuu =)

17 Nisan 2008 Perşembe

Santralistanbul biz geliyoruz...

evet evet İstanbul'a gidiyoruz, Ebru hocamın müthiş gayret ve sadece "gidiyorsunuz!!" ric-aasıyla =) Santralistanbul'a Modern ve Ötesi sergisine cuma gece itibariyle gidiyoruz... valla heyecanlı değilim desem yalan olur ya çooook heyecanlıyım yahuuu ama uyumam lazım galiba!! bu heyecanda sevgilicağızımın da payı büüyüük tabi zira birlikte düşmekteyiz Santralistanbul yollarına=) ama bir eksiğimiz var ki dehşet üzgünüz...=( artık telefonla desteğini alıcazz!! ŞİMDİDEN İYİ YOLCULUKLAR KENDİMİZE...=))

10 Nisan 2008 Perşembe

PİCK ME buy me love me and enjoy with me... =)











Bunların hepsi süper =) PİCK ME koleksiyonunu duymayanlar, toplum içerisinde ve arkadaş arasında daha fala aşağılanmak istemiyorsanız hemen okuyun=) PİCK ME yüzük ve artık kolyeleri ile ÜNLÜ Tasarımcı Sadi Tekin tarafından tasarlanan ve piyasaya sunulan muhteşem şeyler... fotoları da koydum şöyleee ohh ben kedi, melek ve kolyeye torpilli olarak =) en önce sahip olmuş sahip şanslı insancıklar içindeyim ayrıca bir de kamasutra koleksiyonu var şahane =) Yeni kolyeler de süper daha ne olsun, farklı olmak isteyen herkese PİCK them BUY THEM love them and enjoy with them =) PİCK MEcikler İstanbul BlissKiss Nişantaşı mağazasında, Ankara BlissKiss Karum ve Kanyon Alışveriş Merkezi'ndeki Karınca mağazasında sizi beklerler =) pek yakında da koca koca İstanbul Modern'de yaaa yaaaa =)
Yoksa siz hala annenizin yüzüklerini mi kullanıyorsunuz....?? ayıp ayıp =)

BOOK CROSSING- serseri kitaplar

ÇOK GUZEL BIR UYGULAMA Book Crossing Amerika'daki yeni bir moda. Birtakim mechul kisiler, kamuya acik yerlere bir takim kitaplar birakiyorlarmis. Diyelim bir parka gidip bir banka oturuyorsun, bankta bir kitapla karsilasiyorsun. Mahallede yasayan bircok kadinin ortaklasa kullandigi'camasir yikama merkezine' gidiyorsun, makinelerdenbirinin ustunde bir kitap. Trene biniyorsun, aaaaa koltugunda bir kitap bulunuyor. 'Marketten' alisveris ederken elini atiyorsun, birisi biskuvi paketleriyle cips paketlerinin arasina bir kitap yerlestirmis. Telefon kulubesine giriyorsun, telefonun yaninda bir kitap... Define bulmak gibi! Roman, siir, oyku, deneme, artik bahtina ne cikarsa...Bu moda Italya'da ve Fransa'da da yayilmakta. Kitabi birakan kisi kimligini gizli tutuyor, kitabin parasini da helal ediyor. Tek ricasi var, siz de okuduktan sonra buna benzer bir yere birakin da baskalari da yararlansinlar. Fakat bunu baslatan kisi belli: Ron Hornbaker adinda, Missouri eyaletinden birbilgisayarci.Bu olaya 'BookCrossing' deniyormus. 'Kitapgezdirme' diye mi tercume edelim..Fransa' da boyle 'crossing' yapan dokuz bin kisi varmis daha simdiden, ortalikta dolasan serseri kitap sayisida on bini gecmis...Bu nedir biliyor musunuz arkadaslar? Bu bir cesit'okuma ve okutma kampanyasidir' .Paylasmaktir ve basli basina bir projedir.
http://www.bookcrossing.com/
eveeet gelelim memleketime, Türkiye'de oluyor mu hiiç bilmiyorum hele İstanbul gibi bir ortamda nasıl olur onu hiç bilmiyorum( KEŞKE OLABİLSE). Çok pesimist bir bakış açısıyla bakıcam elimde değil ülkemde olsa olsa o bırakılan kitaplar üç güne kalmaz satılır ee paranın ne önemi var önemli olan miktarı dimi ama :SS adam yemeğe ekmek bulamıyor bir baksın ne görsün parkta bir kitap aaaa daha ilerde bir tane daha yaa süper ya hııım ben bunu en iyisi satıım zaten ülkede kitap fiyatları da almış başını gitmiş korsandan satarım paramı da alırım çok güzel bir şeymiş bu book crossing çoooookk, ahh memleketim vah memleketim!!

8 Nisan 2008 Salı

yeniden orda olmak istiyorumm.. :(((

Gittik gördük şimdi de yazıyoruz yeni ben yazıyorum =)

ÇESKY hatıRası... :)))

Çek Cumhuriyeti'nde Almanya sınırına çok yakın (yaklaşık 1 saat hattta daha az) küçücük bir köy ÇESKY KRUMLOV burası...(ayrıca sinemaseverlere HOSTEL adlı psikopat derecede korkutucu filminin çekildiği mekan olarak tanıtabiliriz). Unesco tarafından koruma altına alınan yerlerden birisi, gezdiğimizde neden koruma altına alındığı açık seçik görünüyor...



alttaki aynı sokağın bir gece önceki karsız hali, üsteki de sabah kalktığımızda bize büyük bir süpris yapan karın aynı sokakta bıraktığı muhteşem etki...


sokaklar daracık, arnavut kaldırımı.. hayalimdeki üçgen çatılı evler bu kez her yerde, küçük renkli vitrinleriyle pastane ve sıcak şaraplarıyla ünlü cafeler, evlerin çatıları kadar pencereleri de harika!! ışıklandırmalar la gündüz görüntüsünden çok daha güzel ve geceleri çok sakin...

köy sekiz sayısının şeklinde bir nehrin ortasında bulunuyor, sekizin yuvarlak bölümlerini köy dışını nehir olarak düşünün...ve o tertemiz nehirde bir tek çöp bile yook...

gittik gördük buyrun bu da kanıtı:P


hayalimizdeki yaşlanılası yer....

1 Nisan 2008 Salı

Haybeden gerçeküstü AŞK ve diş ağrısı. . .

Kanal tedavimin ikinci ve sözüm ona SON seansı için doktoruma gittim bugün ama sonuç büyük bir hayal kırıklığı ve beraberinde çenemin sol tarafındaki dehşet ağrı idi çünkü tahmin edilenden 1 mm daha fazla derine inilmiş ve diş iltihaplı olduğundan tek seans tam olarak başarılı olamamış, bana üçüncü kez dişçi koltuğu görünmüştü :(. Hayır yanlış anlaşılmasın korktuğumdan değil aksine doktorumu da şaşırtacak kadar sakin, belki de sinir bozucu, dişçi koltuğunda dişi oyulurken çalan müziğe ayağını dişçi koltuğunu hafif hareket ettirecek biçimde sallayıp eşlik eden ve ağzındaki aletin vııııııııız diye çıkardiğı iğreenç ürkütücü sesi bile kendi mırıltısıyla müziğin ritmine uyduran ender hastalardanmışıım ben (yeni öğrendim:)) amaaaa ama bu sefer ben bile çok acı çekmiştim (acının normal bir insandaki şiddetini siz düşünün) , çünkü dişim uyuşturulmadan oyulmuştu berbattı yani :S. Ağrılı ve can sıkıcı bir günden sonra (iyi ki sevgilim yanımdaydı zira nazımı çekicek biri lazımdı o sıra) ben kafamı öne eğmiş somurta somurta ve ahhhh ahhlar çekerek durağa doğru giderken vcd dükkanının önünden geçtik ve ben izlerken karşısında uyuyakalmalık bir film almaya karar verdim ve ağrımla birlikte daldım içeri!! kimlik bırakıp bırakmama kararsızlığımızdan sonra sevgilimin büyük bir cesaret ve yine o müthiş kararsızlığımın verdiği sinirle :) "offf tamam ben bırakırım sen al" serzenişiyle bir film almaya yarım saat sonra karar vermiştim :) Bir baktım ne zamandır aklımdaki oyun "Haybeden Gerçeküstü AŞK"..BKM'deki oyunlarından sonra Vcd olarak piyasaya sürülmüştü, ama diğer filmlerden hiç sıra gelemedi izlemeye. Bu sefer hiç düşünmeden aldım ve Yılmaz Erdoğan Demet Akbağ ikilisinin dişimin ağrısını unuttabilecekleri inancı ve mutluluğuyla evimin ve sıcacık yatağımın yolunu tuttum..Hemen koydum ve izlemeye başladım ama ne oldu?? uyuyakalmalık film işi yalan oldu ben hiiç uyuyamadım:) hem gülmekten hem de şoktan!! bir ilişkide olan biten herşeyi aynen kaleme almış Yılmaz Erdoğan, izlerken yuuuh bu kadar mı aynısı olur demekten kendimi alamadım gerçekten eline ve aklına sağlık..aytaçın çok kulaklarını çınlattım yanii:) ve bittiğinde dişimin ağrısı gerçekten hafiflemişti gülmek mutluluk hormonu salgıladı galiba!! izlemediyseniz Şiddetle yeni bir tavsiye daha size, Haybeden gerçeküstü AŞK harbiden Gerçek ve bira zipucu vermek gerekirse biraz brokoli tadında:) ..

- Benimle sonuna kadar var mısın aşkım?
- Varım aşkım
- Benimle evlenir misin?
- Evlenirim aşkım
- Biraz daha brokoli?
- Yiyelim aşkım...